Danaid Efsanesi Üzerine Bir İnceleme 1

CAMPBELL BONNER

Bu yazıda Campbell Bonner’ın Danaid Efsanesi üzerine yaptığı çalışmayı inceleyeceğiz. Bu metinde bütün bir makaleyi tek yazıya yazmak uzun ve yorucu gözükeceği için bölüm bölüm yayınlanması daha bize daha mantıklı gelmiştir bölüm bölüm olma nedeni budur. Parçanın aslında bu durum yoktur.

Bu çalışmayı oluşturan Danaos incelemesinin yazarı Campbell Bonner (1876–1954), 20. yüzyıl Amerikan klasik filoloji geleneğinin saygın isimlerindendir. Lisans eğitimini Vanderbilt Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra, doktora derecesini 1900 yılında Harvard Üniversitesi’nden almıştır. Akademik kariyerinin neredeyse tamamını Michigan Üniversitesi Klasik Çalışmalar Bölümü’nde geçirmiş ve uzun yıllar bu bölüme başkanlık etmiştir.

I

Danaid efsanesini ele alırken, anlatıyı anlatan antik yazarların tamamı veya çoğunluğu tarafından teyit edilen unsurları en başta zikretmek isabetli olacaktır. Ardından, efsanedeki önemli varyasyonlar ele alınacak ve imkân dâhilinde, hangi versiyonun en kuvvetli delillere dayandığı tayin edilemeye çalışılacaktır. Farklılık gösteren anlatıların kökeni izah edilecek; hikâyenin en kadim ve efsanevi görünen kısımları üzerine dikkat çekilecektir. Bu kısımların nihai bir tahlile ve açıklamaya müsait olmadığı görülebilir. Böyle bir durumda, en azından anlatıyı en sade ve en ilkel formuna indirgemek ardından sonradan eklenmiş tüm unsurları ondan ayıklamak her hâlükârda kıymetli bir çaba olacaktır. Otoritelerin üzerinde anlaşamadığı detayları bir kenara bırakırsak, hikaye şu şekildedir:

Danaidler, Danaos’un elli kızıydı. Danaos’un kardeşi Aigyptos’un elli oğluyla evlenmeye razı geldiler veya buna zorlandılar; fakat düğün gecesi kocalarını katlederek hürriyetlerine kavuştular. Genç adamların başlarını kestiler ve başları Lerna bataklığına attılar. Yalnızca Hypermnestra bu suça ortak olmadı ve kocası Lynkeus’u bağışladı. Diğerleri ise yeraltı dünyasında, delik bir kabı suyla doldurmaya çalışarak bu günahkâr davranışlarının kefaretini ödemeye mahkum edildiler. Bununla birlikte, bu cezadan ancak literatürün geç dönemlerinde bahsedildiğini de belirtmek gerekir.

Şimdi, otoritelerin üzerinde uyuşamadığı hususlara geçecek olursak; Danaos’un kişiliğine dair muhtelif anlatılarla karşılaşırız. Euripides şerhine göre; Danaos ile Aigyptos, Inakhos’un kızı Io’nun oğullarıydı ancak babalarının ismi belirtilmemiştir. Onun harici tüm yazarlar, onların; Io’nun oğlu Epaphos’un torunu olan Belos’un oğulları olduğu konusunda hemfikirdir. İki kardeşin eşlerine dair de farklı beyanlar bulunmaktadır. Hippostratus’a göre her birinin yalnız tek eşi vardı. Diğer kaynaklar ise birkaç eşten söz eder.

Mitin tarihi açısından daha önemli olan soru, Danaos’un tamamen Argoslu bir şahsiyet mi olduğu, yoksa Afrika menşeli bir muhacir olarak mı görüldüğüdür. Euripides yorumcusu, Danaos’un bir Argoslu olduğu ve daima Argos’ta yaşadığı sonucuna varmamıza imkân tanımaktadır. Bununla birlikte, Aigyptos’un kardeşi tarafından Argos’tan sürüldüğünü ve bir müddet Mısır’da bir sürgün olarak yaşadığını söyler. Diğer kaynaklar ise Danaos’un eskiden Mısır veya Libya’da hüküm sürdüğünü, ancak kardeşi ve yeğenlerinden gelen tehlikeyi sezerek kızlarıyla birlikte Argos’a iltica ettiği konusunda hemfikirdir. Yorumcu tarafından sunulan bu farklı versiyon; muhtemelen kendisinin veya yararlandığı kaynağın, Io’nun Mısır’a sürüklenişine dair yaygın efsaneyi görmezden gelmesiyle izah edilebilir. Bu anlatıya aşina olduklarını gösteren yazarlar, Io’nun soyundan olan Danaos ve Aigyptos’u, onun göç ettiği topraklarla ilişkilendirmek zorundadırlar.

Danaos ve Aigyptos aileleri arasındaki düşmanlığın ve bunun sonucunda ortaya çıkan trajedinin nedenlerini açıklarken, farklı anlatılar arasında görülen tutarsızlık, mitin tefsirinde önemli bir faktör haline gelmektedir. Böylece Eustathios’un İlyada (I, 42) üzerine düştüğü nottan; Danaos’un, bir kehanetin kendisini Aigyptos’un oğullarına karşı sakınması hususunda uyarması üzerine Argos’a iltica ettiğini öğrenmekteyiz. Danaidlerin suçu, evlendikten sonra Argos’ta işlendi. Euripides’in Orestes (872) eseri üzerine düşülen bir şerhte, biraz daha farklı bir anlatı mevcuttur; buna göre Danaos, kahine ancak evlilikten sonra başvurmuş ve bu evliliğin kendisi için ağır sonuçlar doğuracağı hususunda uyarılınca, kızlarını eşlerini katletmeye ikna etmiştir. Danaos’un kaçışına dair hiçbir şeye rastlanmamaktadır. Ancak İlyada (I, 42) üzerine düşülen bir başka şerh; iki kardeş arasındaki husumetin sebebinin Mısır’daki taht kavgası olduğunu, Danaos’un kahin tarafından uyarılınca suçu azmettirdiğini ve cinayetin hemen ardından Argos’a iltica ettiğini belirtir. Diğer yazarlar ise kehanetten hiç bahsetmezler; bu husumetin açıklamasını, haklı ve haksız tarafın tutarlı bir şekilde belirtilmediği bir taht kavgasında aramaktadırlar. Euripides’in Hekabe (886) eseri üzerine düşülen şerhte; Danaos’u, öz kardeşini sürgüne gönderen haset dolu bir saldırgan olarak nitelendirilir. Öte yandan, Pseudo-Servius ve Hyginus onu mağdur olarak tasvir ederler.

Bazı araştırmacılar; Danaidlerin Mısır’dan firar etmelerinin ve sonrasında kuzenlerini katletmelerinin sebebinin, onlarla ensest bir evlilikten kaçınmak olduğu fikrini öne sürmüştür. Bu fikri Aiskhylos’un iki pasajından çıkarırlar; ilki, Zincire Vurulmuş Prometheus’un (Wecklein edisyonuna göre 879) şu dizeleri

  • πέμπτη δ᾽ ἀπ᾽ αὐτοῦ γέννα πεντηκοντάπαις
  • πάλιν πρὸς “Apyos οὐχ ἑκοῦσ᾽ ἐλεύσεται
  • θηλύσπορος, φεύγουσα συγγενῆ γάμον
  • ἀνεψιῶν ;
  • Ondan türeyen beşinci nesilden elli kız;
  • Akraba evliliğinden kaçarak
  • kendi rızaları dışında tekrar
  • Argos’a dönecekler.

ve Yakarıcılar’ın 9. dizesinden

  • γάμον Αἰγύπτου παίδων ἀσεβῆ τ᾽ ὀνοταζόμεναι.
  • Aigyptos’un oğullarının bu izdivacını dinsizce diye aşağılayarak.

Ancak Wecklein’ın da işaret ettiği üzere; kuzenler arasındaki evlilikler, ne Yunanlılar ne de Mısırlılar nezdinde gayriahlaki sayılmaktaydı. Prometheus’taki bölüme bakacak olursak; συγγενῆ (akraba) kelimesi bu kaçışın mutlaka ana nedenini açıklıyor sayılmaz. Bu sıfat yalnızca betimlemeden ibaret olabilir. Diğer pasajlarda da Danaidlerin evliliklerinin gayrimeşru addedilmesinin sebebinin; taraflar arasındaki akrabalık bağı değil, genç kızların kendi iradeleri dışında evliliğe zorlanmaları olduğu iddia edilebilir.

Danaos’un yolculuğuna ve Argos’a varışına dair münferit ve önemsiz bazı rivayetleri şimdilik yok sayarak Danaidlerin işlediği suça dair anlatılara geçelim. Çoğu kaynaklara göre bu kanlı olay, evlilikten sonra Argos’ta meydana geldi; ancak yukarıda da belirtildiği gibi, İlyada (I, 42) şerhi, bu suçun Mısır’da gerçekleştiğini belirtmektedir. Aynı şekilde, “Danais” destanının yazarı da, şu dizelerden yola çıkarak

  • καὶ τότ᾽ ἄρ᾽ ὠπλίζοντο θοῶς Δαναοῖο θύγατρες
  • πρόσθεν ἐυρρέεος ποταμοῦ Νειλοῖο ἄνακτος
  • Ve o vakit, Kral Nil’in gürül gürül akan sularının önünde;
  • Danaos’un kızları süratle silahlandılar.

Cinayetin işlendiği koşullar çok kısa bir surette anlatılmaktadır. Pseudo-Apollodoros’un kaydettiğine göre; düğün ziyafetinin akabinde Danaos, kızlarına hançerler dağıtmış ve Hypermnestra haricindeki kızların tamamı ise kocalarını uykuda katletmişlerdir. Ertesi gün, katledilen gençlerin başlarını Lerna bataklığına attılar; cesetlerini ise şehrin hemen önünde toprağa defnettiler.

Diğer anlatılar, bu vakadan yalnızca önemsiz detaylar noktasında ayrılmaktadır. Ancak, Hypermnestra’yı Lynceus’un canını bağışlamaya sevk eden gerekçelerin açıklanmasında; dikkate şayan bir anlaşmazlık mevcuttur. Pseudo-Apollodoros ile Pindaros ve Homeros üzerindeki bazı şerhlere dayanarak; Hypermnestra’nın bu lütufta bulunmasının sebebi, Lynceus’un onun iffetine saygı göstermesi ve bakire kalmasına müsaade etmesidir. Lakin Euripides’in Hekabe (886) tragedyası üzerindeki bir şerh; Hypermnestra’nın bu tavrını, Lynceus ile kurduğu evlilik bağından doğan sevgiye atfetmektedir. Aiskhylos da benzer bir geleneği izlemiştir; bu, Prometheus (891. vd.) pasajından anlaşılmaktadır

  • μίαν δὲ παίδων ἵμερος θέλξει τὸ μὴ
  • κτεῖναι σύνευνον, κτλ
  • Lakin o kızlardan birini, zevcini kocasını katletmekten menedecek olan bir arzunun tesiri olacaktır;
  • zira gönlü yumuşayacak ve iki şıktan birini tercih edecektir.

Aynı çıkarım, şairin kayıp eseri Danaidler‘de; babasının emrine itaat etmediği için yargılanan Hypermnestra’nın davasını, bizzat Afrodit’in savunmuş olduğu gerçeğinden de ileri gelmektedir. Tanrıça, Hypermnestra’yı savunmayı onun merhametli davranışı için değil, Lynceus’a olan sevgisinden dolayı üstlendi. Farklı yazarlar, elli gencin katledilmesini müteakip meydana geldiği rivayet edilen pek çok olayı anlatsalar da; bu anlatılar birbirlerinden oldukça farklılık göstermektedir. Burada da Euripides’in Hekabe (886) şerhinin yazarı; Lynceus’un, hem Danaos’u hem de Hypermnestra haricindeki tüm kızlarını katlederek kardeşlerinin intikamını aldığını anlatarak; mevcut kaynaklarımızın çoğunluğundan ayrılmaktadır. Zira Hypermnestra, Lynceus’un kurtuluşunu borçlu olduğu tek kişidir. Hypermnestra ile birlikte Argos krallığıni yönetti. Ovidius muhtemelen hikâyenin bu versiyonunu kullanmıştır; çünkü Danaidlerin ölümünün, işledikleri suçun hemen akabinde gerçekleştiğine dair bir bilgiye sahip olduğu gözlenmektedir. Ancak Ovidius, intikamı alanın Lynceus olduğunu açıkça belirtmez. Bahse konu olan mısralar Heroides (14, 115-118) eserinde şu şekildedir:

  • De fratrum populo pars exiguissima restat .
  • Quique dati leto, quaeque dedere, fleo
  • Nam mihi quot fratres, totidem pertere sorores :
  • Accipiat lacrimas utraque turba meas.
  • Kardeşler topluluğundan geriye pek cüzi bir kısım kaldı,
  • Can verenler ile can alanların ardından ağlarım;
  • Zira kaç kardeşim yittiyse, bir o kadar da kız kardeşim helak oldu:
  • Gözyaşlarımı her iki zümre de birlikte kabul etsin.

Bu versiyonla uyumlu olan, Danaidlere Hades’te özel ve tuhaf bir ceza verildiği yönündeki inançtır; bu inanç, erken dönemlerde olmasa da geç dönemlerde yaygınlaşmıştır. Zira Danaidlerin dünyevi cezadan kurtulduklarına ve gönençli bir ömrün sürdüklerine dair tutarlı bir gelenek olsaydı; böyle bir inancın doğması pek mümkün olmazdı.

Pindaros, az önce bahsedilen rivayetin tam tersini savunan ilk önemli kaynak olarak karşımıza çıkmaktadır. Pindaros, Pythian (9, 111 vd.) eserinde; Danaos’un tüm kızlarını yarış pistinin bitiş çizgisine nasıl dizdiğini ve oraya toplanan taliplerin, ayaklarının hızıyla hangisinin hangi kızla evleneceğini belirlemelerini istediğini anlatır. Pausanias’taki (3.kitap 12.bölüm 2.satır) benzer bir öyküden öğrendiğimiz üzere; bundan kastedilen, galibin gelinini ilk seçme hakkına sahip olması; ikinci gelenin ise geriye kalan kızlar arasından tercihini yapmasıdır. Pindaros’un anlattığına göre, bu usul ile tüm kızların evliliği öğle vaktinden evvel sonuçlanmıştır. Tüm bu olaylar elbette, Pseudo-Apollodorus’ta ve Hyginus’ta da açıkça belirtildiği üzere, Aegyptus’un oğullarının katlinden sonra gerçekleşti. Hyginus, Danaidlerin ikinci kocalarının Argoslu gençler olduğunu ekler ve ikinci evliliğin Danaos’un ölümünden sonra gerçekleştiğini söyler. Bu son hususta diğer uzmanlardan ayrılmaktadır.

Pausanias’ın, önceki paragrafta bahsi geçen Danaidlerin atletik usulde (isteme törenine dair aktardığı anlatı; Pindaros’un rivayetinden bir nebze farklılık göstermektedir. Pausanias’a göre; işledikleri cinayetin lekesi bakirelerin üzerine öylesine yapışmıştı ki, hiç kimse onlarla evliliğe yanaşmamaktaydı. Bu yüzden Danaos; kızlarının güzelliğine etkilenen her türlü talibe onları vereceğini ve gelenek gereği olan başlık bedelini talep etmeyeceğini açıklamıştır. Pek az talip geldi. Gelenler için ise Danaos, yukarıda tasvir edilen şekilde bir müsabaka tertip etti. Ancak Danaidlerden bir kısmı eşsiz kalmıştı ve babalarının başka talipler çağırıp yeni bir yarışma düzenlemesini beklemek zorunda bırakılmışlardır.

Pindaros’un efsanenin çok daha onurlandırıcı olan ve kızları yücelten bu biçimini seçtiği aşikârdır. Pindaros’un Nemean (10, 6) mısralarında, eşini bağışladığı için Hypermnestra’yı övgüyle anmasına rağmen Pythian (9, 111 vd.) eserinde diğer kız kardeşlerinin suçu hakkında susması dikkate değerdir. Bu durumdan hareketle; Pindaros’un zihninde, Pseudo-Apollodoros’un (Bibl. 2, 22) anlattığı

  • καὶ αὐτὰς ἐκάθηραν ᾿Αθηνᾶ τε καὶ Ἑρμῆς Διὸς κελεύσαντος.
  • Ve Zeus’un emriyle, Athena ile Hermes onları [günahlarından] arındırdılar.

Bu beyanla bağlantılı olarak; Danaos’un, kızlarını kendi teşvikiyle işledikleri bu suçtan ötürü mahkemeye sevk edildiği ve yargılandığı yönündeki rivayeti anlatmamız muhtemelen yerinde olacaktır. Bu yargılamadan Euripides’in Orestes (871 vd.) eserinde şöyle bahsedilir:

  • ὁρῶ δ᾽ ὄχλον στείχοντα καὶ θάσσοντ᾽ ἄκραν,
  • οὗ φασι πρῶτον Δαναὸν Αἰγύπτῳ δίκας
  • διδόντ᾽ ἀθροῖσαι λαὸν εἰς κοινὰς ἕδρας,
  • Zirveye doğru ilerleyen ve oraya yerleşen bir kalabalık görüyorum;
  • derler ki Danaos, Aigyptos ile olan davasını neticelendirmek için
  • halkı ilk kez o ortak oturum kürsülerinde toplamıştır.

ve o bölümdeki şerhte

  • αὐτὸς γὰρ o Αἴγυπτος ἧκεν eis “Apyos τιμωρήσων τὸν φόνον. Δαναὸς δὲ μαθὼν ἐξῆγεν εἰς ὅπλα τοὺς ᾿Αργείους, ἀλλὰ Λυγκεὺς πείθει λόγοις ὁρίσασθαι τὴν ἔχθραν, καὶ καθιστῶσι δικαστὰς αὐτοῖς Αἰγυπτίων καὶ ᾿Αργείων τοὺς ἀρίστους.
  • zira bizzat Aigyptos, bu katliamın intikamını almak üzere Argos’a gelmişti. Danaos bunu haber alınca Argosluları silah kuşanmaya sevk etti; lakin Lynkeus, husumetin söz ile hallolması ve bir sınıra çekilmesi hususunda onları ikna etti. Nihayetinde hem Aigyptos hem de Argosluların en seçkinlerini hakem olarak atadılar.

Eski çağlarda bile, Aegyptus’un Argos’a gelip gelmediği konusu tartışmalı bir meseleymiş gibi görünmektedir. Aristophanes’in Kurbağalar (1206) eserinde alıntılanan Euripides fragmanından (229 Nauck) hareketle

  • Αἴγυπτος, ὡς ὁ πλεῖστος ἔσπαρται λόγος,
  • ξὺν παισὶ πεντήκοντα ναυτίλῳ πλάτῃ
  • “Apyos κατασχών,
  • söylenti en yaygın haliyle yayıldığı üzere; Aigyptos,
  • elli evladıyla birlikte kürek çekerek
  • Argos topraklarına varmış ve orayı zapt etmiştir,

görünüşe göre, eski kaynakların ağırlığı, Orestes 871 ile ilgili yukarıda alıntılanan şerhle uyumluydu. Yine de Orestes’teki aynı pasaj üzerine düşülen bir başka şerhte farklı bir görüş ifade edilmektedir.

  • πολλὴ δόξα κατέχει μὴ ἀφῖχθαι τὸν Αἴγυπτον εἰς ῎Αργος, καθάπερ ἄλλοι τέ φασι καὶ Ἑκαταῖος γράφων οὕτως [FHG IV.cilt, syf. 627 a] ὁ δὲ Αἴγυπτος αὐτὸς μὲν οὐκ ἦλθεν εἰς ῎Αργος, παῖδας δὲ…
  • ὡς μὲν Ἡσίοδος [frag. 50] ἐποίησε πεντήκοντα, ὡς ἐγὼ δὲ, οὐδὲ εἴκοσι. καὶ Διονύσιος ὁ κυκλογράφος [FHG IV, p. 653]
  • ἐν τούτῳ τὰ παραπλήσιά φησι. Φρύνιχος δὲ ὁ τραγικός φησι σὺν Αἰγυπτίοις τὸν Αἴγυπτον ἥκειν εἰς “Apyos.
  • Aigyptos’un Argos’a bizzat ayak basmadığı yönünde kuvvetli bir kanaat hakimdir; nitekim diğer yazarların yanı sıra Hekataios da eserinde açıkça şöyle kaydeder: ‘Aigyptos’un kendisi Argos’a gelmemiş, lakin evlatlarını göndermiştir
  • Hesiodos’un [frag. 50] manzumesinde elli olarak belirlediği bu sayıya karşılık; ben [Hekataios] ise onların yirmi bile olmadığını beyan ederim. Nitekim Kyklographos lakabıyla bilinen Miletoslu Dionysios da [FHG IV, syf. 653] aynı düşünceyi öne sürmektedir
  • Anlatılan bu mevzuda [Miletoslu Dionysios da] benzer görüşleri beyan etmektedir. Trajedi şairi Phrynichos ise, Aigyptos’un Argos’a bizzat Mısır ahalisinin seçkin kalabalığıyla vardığını ifade eder.

Keza Eustathius da (İl. 1, 42‘de), Aigyptos’un Argos’a bizzat geldiği yönündeki görüşü savunan bazı (tarihçilerden bahsetmektedir. Hatta Pausanias (7, 21, 13), Aigyptos’un mezarının Patrae’de gösterildiğini anlatır; zira o bölge ahalisi, oğullarının Argos’ta katledilmesinin ardından Aigyptos’un komşu kasaba Aroe’ye kaçtığına inanmaktadırlar.

Tekrar Danaos’un yargılanmasına dönecek olursak; Danaidlerin , babalarıyla birlikte yargıç önüne getirildiklerine dair bir kayda rastlanmamaktadır. Orestes 871 üzerine düşülen şerhlerin bu konuyla hiçbir ilgisi yoktur. Lakin yukarıda incelediğimiz üzere, Danaos’un yargılanmasından hiç bahsetmediği gözden kaçırılmaması gereken Pseudo-Apollodorus; Athena ve Hermes’in, Danaidleri işledikleri suçtan arındırdıklarını beyan etmektedir. Bu durum, kızların da bir yargılamaya çağrıldıklarına ve bahsedilen iki tanrının (Athena ve Hermes), tıpkı Eumenides’teki Athena misali, bu davada mühim bir rol oynadıklarına dair kadim bir rivayete işaret ediyor olabilir. Bu anlatıdan farklı olarak, Hypermnestra’nın babasına karşı geldiği ve Lynceus’un kaçmasına izin verdiği için yargılandığı rivayet edilir. Yukarıda da belirtildiği üzere bu durum, Aeschylus’un Danaidler adlı eserinde işlenmiş ve Afrodit, Hypermnestra’yı savunan bir makamda tasvir olmuştur. Tabii bu iddia, Athenaeus’un (13, s. 600 B) anlattığı o muazzam fragman üzerine Hermann’ın ortaya koyduğu açıklamanın doğruluğuna bağlıdır. Nitekim onun bu görüşü, Pausanias’ın (2, 19, 6) aşağıda anlatılan pasajlarıyla da teyit edilmektedir.

  • τὰ δὲ ξόανα ᾿Αφροδίτης καὶ Ἑρμοῦ, τὸ μὲν Ἐπειοῦ λέγουσιν ἔργον εἶναι, τὸ δὲ Ὑπερμήστρας ἀνάθημα. ταύτην γὰρ τῶν θυγατέρων μόνην τὸ πρόσταγμα ὑπεριδοῦσαν ὑπήγαγεν ὃ Δαναὸς ἐς δικαστήριον.
  • κριθεῖσα δὲ ἐν ᾿Αργείοις ἀποφεύγει τε καὶ ᾿Αφροδίτην ἐπὶ τῷδε ἀνέθηκε. 2, 21,1. τὸ δὲ τῆς ᾿Αρτέμιδος ἱερὸν ἐπίκλησιν Πειθοῦς. Ὑπερμήστra καὶ τοῦτο ἀνέθηκε, νικήσασα τῇ δίκῃ τὸν πατέρα, ἣν τοῦ Λυγκέως ἕνεκα ἔφυγε.
  • Afrodit ve Hermes’in o kadim ahşap suretlerine (ξόανα) gelince; bunların ilkinin Epeios’un bir eseri, diğerinin ise Hypermnestra’nın bir adağı (ἀνάθημα) olduğu rivayet edilir. Zira Danaos, pederinin fermanını hiçe sayan tek evladı olması nedeniyle Hypermnestra’yı bizzat mahkemeye götürmüştür.
  • Argoslular huzurunda yargılandıktan sonra beraat etmiş ve bu lütfun şükranı olarak Afrodit’e bir adak sunmuştur. Keza (2, 21, 1), İkna gücü (Πειθοῦς) lakabıyla bilinen Artemis Mabedi’ni de yine Hypermzestra inşa ettirmiştir; zira Lynceus’un hayatını bağışladığı için babasına karşı savunmak zorunda kaldığı o davada, babasına karşı galip gelmiştir.

Hypermnestra’nın bizzat babası tarafından zindana atıldığını aktaran Pseudo-Apollodorus, bir yargılama sürecine dair herhangi bir yargıdan bahsetmemektedir. Aynı durum Horatius’un Carm. 3, 11 ve Ovidius’un Her. 14 için de geçerlidir. İsmi geçen ilk yazar (Pseudo-Apollodorus), diğer ikisinin (Horatius ve Ovidius) belirsiz bıraktığı konuyu açıkça ifade ederek onlardan ayrılmaktadır; zira o, Danaos’un sonradan Hypermnestra’yı sevdiğine (Lynceus’a) geri verdiğini kaydetmektedir. İster babasının izniyle evlenmiş olsun, ister Lynceus tarafından zorla kurtarılmış olsun; yazarların çoğunluğu, bu çiftin Argos’u yönettiğini ve Argos krallarının atası olan Abas’ın ebeveyni olduklarını belirmektedirler.

Danaidlerin hikâyesine değinen en eski yazarlar, onların Hades’teki tuhaf cezasına ilişkin hiçbir şeyden söz etmemektedir. Bu cezadan ilk kez, Axiochus (s. 371 E) adlı eserde bahsedilmektedir.

  • ὅσοις δὲ τὸ ζῆν διὰ κακουργημάτων ἠλάθη, ἄγονται πρὸς ᾿Βρινύων ἐπ᾽ ἔρεβος καὶ χάος διὰ ταρτάρου, ἔνθα χῶρος ἀσεβῶν καὶ Δαναΐδων ὑδρεῖαι ἀτελεῖς καὶ Ταντάλου dios καὶ Τιτύου σπλάγχνα καὶ Σισύφου πέτρος ἀνήνυτος, οὗ τὰ τέρματα αὖθις ἄρχεται πόνων.
  • Ömürlerini şer ve kötülük (κακουργημάτων) yolunda tüketenler; Erinyeler marifetiyle Tartaros’un içinden geçirilerek Erebos ve Kaos’un derinliklerine sevkedilirler. Orası günahkârların (ἀσεβῶν) mekânıdır; orada Danaidlerin o hiç dolmayan, tamamlanmamış (ἀτελεῖς ) su testileri; Tantalos’un bitmek bilmeyen susuzluğu, Tityos’un deşilen ciğeri ve Sisifos’un o sonsuz (ἀνήνυτος) kayası mevcuttur; öyle bir kaya ki, her bittiği yerde çile yeniden zuhur eder.

Buna karşın sonraki yazarlar bu cezadan sıkça bahsetmiştir ve herkesin bildiği bir şey olarak anmaktadırlar. Bundan ötürü erken dönem otoritelerin bu konudaki sessizliği tamamen tesadüfi bir durum olabilir. Platon (Gorg. 493 A-C)’de ve ondan sonraki bazı yazarlar; delik bir kabı doldurma zahmetini, genel manada günahkâr ruhlara ve özel manada ise gizemlere dahil edilmemiş kimselere atfetmektedirler. Bu durumdan ötürü bazı araştırmacılar, bu kendine özgü cezanın başlangıçta inisye olmayanlara (bir öğretiye kabul edilmiemş, ruhani bir eğitimden geçmemiş ve olgunlaşmamış kişi) mahsus kılındığı; daha sonra ise bir nedenden ötürü Danaidlere aktarıldığı çıkarımına varmışlardır. Bu teori bazı tartışmalara sebebiyet vermiştir ve bu makale boyunca tüm detaylarıyla ele alınacaktır.

Hikayenin kendi başına unsurları ele alınırken, çoğunlukla önem taşımayan diğer çeşitlenmelere ya kısaca temas edilecek veya bunlar tamamen dışarıda bırakılacaktır. Efsaneye aşina olan okurlar, muhtemelen Amymone’un hikâyesini bu evrede göremeyince bir eksiklik hissetmiş olabilirler; lakin özel sebeplerden ötürü, bu bahsi ayrı bir bölümde ele almak üzere saklı tuttum. Yukarıda bahsedilen sayfaların amacı, efsanenin ne denli dallanıp budaklandığına dair bir fikir vermekti; efsanedeki tutarsızlıklar ancak tarihçilerin ve şairlerin efsanenin birçok bölümünü aktarırken hayal güçlerini serbestçe kullanmış oldukları varsayımıyla açıklanabilir. Böylece okur, ayrıntılı bir incelemenin bizi hikayenin birçok unsurunu reddetmeye onu nispeten küçük, hakiki bir mitolojik çekirdeğe indirgemeye mecbur kıldığı neticesine hazırlıklı olmalıdır.

Check Also

Danaid Efsanesi Üzerine Bir İnceleme 2

CAMPBELL BONNER Bu yazıda Campbell Bonner’ın Danaid Efsanesi üzerine yaptığı çalışmayı inceleyeceğiz. Bu metinde bütün …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir