CAMPBELL BONNER
Bu yazıda Campbell Bonner’ın Danaid Efsanesi üzerine yaptığı çalışmayı inceleyeceğiz. Bu metinde bütün bir makaleyi tek yazıya yazmak uzun ve yorucu gözükeceği için bölüm bölüm yayınlanması daha bize daha mantıklı gelmiştir bölüm bölüm olma nedeni budur. Parçanın aslında bu durum yoktur.
Bu çalışmayı oluşturan Danaos incelemesinin yazarı Campbell Bonner (1876–1954), 20. yüzyıl Amerikan klasik filoloji geleneğinin saygın isimlerindendir. Lisans eğitimini Vanderbilt Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra, doktora derecesini 1900 yılında Harvard Üniversitesi’nden almıştır. Akademik kariyerinin neredeyse tamamını Michigan Üniversitesi Klasik Çalışmalar Bölümü’nde geçirmiş ve uzun yıllar bu bölüme başkanlık etmiştir.
II
Bu araştırmanın amacı bakımından, Danaus’un Yunan mitolojisindeki rolünü ve işgal ettiği yeri hakkıyla anlamak şarttır. İsmin oluşum tarzı göstermektedir ki; o, tıpkı Akhaların eponimi Akhaiois veya Aiollerin eponimi Aiolos gibi, yalnızca Danaos kavminin ismini aldığı atası makamındadır. Bundan dolayı, kendisine atfedilen eylemler; bir kavmin efsanevi kurucusundan beklenebilecek türden işlerdir. Bazı yazarlar ; alfabenin icadını Kadmos’a değil, bizzat Danaos’a dayandırmakta ve bu şerefin ona ait olduğunu savunmaktadırlar. Keza bazı yazarlar; genellikle ilk gemi addedilen Argo’dan bile evvel; bizzat Danaos’un —yahut onun adına Athena’nın— bir gemi inşa ettiğini anlatmaktadırlar. Ayrıca Mısır’dan Yunanistan’a kuyu kazma sanatını da bizzat o getirdi; ancak bu konuda Danaus ile Danaidler arasında bir karışıklık olmuş olabilir, zira Eustathios’un İlyada şerhinde (4, 171) zikrettiği Hesiodos dizesinde
- “Apyos ἄνυδρον ἐὸν Δαναὸς ποίησεν ἔνυδρον,
- Argos susuz bir diyardı; Danaos onu pınarlar ülkesi yaptı.
Strabon, (8, syf. 371,) notta şu şekilde geçer
Apyos ἄνυδρον ἐὸν Δavaai θέσαν “Apyos ἔνυδρον. ” Buradaki değişim Danaos (baba) yerine Danaai (kızlar) şeklindedir Hesiodos Danaos derken Strabon Danaai demiştir
Dahası rivayetlere göre Danaos, kızlarının evlilikleri vesilesiyle kurduğu bazı yarışmaların da meşhur kurucusudur. Bunun yanı sıra çeşitli tapınak ve anıtların inşa etme şerefi de ona aittir.
Ancak Danaos; Danalar kavminin eponimi ve Argos Krallığı’nın kurucusu addedildiği halde; şaşırtıcıdır ki, sarsılmaz bir rivayet onu ısrarla Mısır menşeli bir yabancı olarak göstermektedir. Yukarıda gördüğümüz üzere; Euripides’in Hekabe (886) şerhi Mısır bağlantısına dair hiçbir söz söylemeyerek ve bizi Danaos’un bir Grek olduğu fikriyle baş başa bırakarak, bu konuda tek başına kalmaktadır. Bununla birlikte, Argos’un ilk kurumlarıyla olan yakın bağları göz önüne alındığında, Ed. Meyer ve Wecklein’ın, bu yorumcunun metninin daha eski ve daha doğru olduğu yönündeki görüşlerinin haklı oldu kanaatindeyim. O halde geriye Danaus’un yabancı meneşeli olduğuna dair inancın nasıl ortaya çıktığını açıklamak kalıyor. Bu sorunun doğru çözümü, aşağıda özetlendiği şekliyle Meyer’e ait gibi görünüyor. Soyağacı efsaneleri Danaos ile İo arasında bir bağ kurduktan sonra, Argoslular Mısır tanrıçası İsis’i tanımış ve onu kendi İo’ları ile özdeşleştirmişlerdir. Bu özdeşleştirmeden, İo’nun Mısır’a göç hikâyesi doğmuştur. Bu hikâye yaygın bir kabul gördükçe de, İo’nun soyundan gelen Danaos zorunlu olarak Mısırlı sayılmıştır. Danaos’u tekrar Argos’a geri getirebilmek için, Danais destanının yazarı; halihazırda var olan Danaidler ve onların saldırgan talipleri mitini kullanmıştır. Meyer’in belirttiği üzere, bu talipler artık ‘Aegyptus’un oğulları’ haline gelmiş ve böylece bir isme kavuşmuşlardır.
Wecklein’ın bu noktadaki açıklaması ise pek tatmin edici değildir. O, Aegyptus ismini taşıyan bir şahsiyetin Danaidler hakkındaki en eski efsanelerde zaten yer aldığını; Danaos ve kardeşiyle ilgili tüm hikâyenin ise, Argosluların koca Nil Nehri’ni öğrendikleri dönemde Mısır’a aktarıldığı iddia etmektedir. Zira Homeros’tan bildiğimiz üzere, antik çağlarda Grekler Nil Nehri’ne Αἴγυπτος (Aigyptos) ismini verirlerdi. Wecklein’ın teorisine göre bu isim, en eski Grekçede ‘deniz’ ya da daha doğrusu ‘tüm küçük nehirlerin babası olan okyanus akıntısı’ anlamına geliyordu. Bu mitolojideki küçük nehirler ise, Aegyptus’un oğulları kılığında karşımıza çıkmaktadır.
Ancak, başka bir bölümde daha detaylıca ele alacağım sebeplerden ötürü; bu miti, karakterlerini nehirler, pınarlar ya da başka doğa kuvvetleri olarak yorumlayarak açıklama girişimlerinin tamamını başarısız saymak zorundayım. Bu sebeple; mevzubahis hususta her ne kadar kendisi Danaidlerin suçunu tartışırken o genel hataya düşmüş olsa bile Meyer’in görüşünü tercih etmekteyim.
Belki de Danaos’un Mısır’dan geldiğine dair inanç; Argosluların, pek çok diğer Grek kavmi gibi, memleketlerinin asıl sakinlerini Pelasglar olarak kabul etmesiyle yeterince izah edilebilir. Dolayısıyla, Danaan ırkının kurucusu yabancı topraklardan gelmiş olmalıydı. Danaos’un bu göçünü izah etmeye çalışan hikâye anlatıcıları; nihayetinde bir aile kavgası ve bu kavganın neticesinde zayıf tarafın firar etmesi şeklindeki o meşhur ve yaygın edebi klişeye başvurmuşlardır. Sonraki tarihçiler ve şairler; bu anlatıyı, çeşitli detaylarla süsleyip zenginleştirdiler.
Durum ne olursa olsun, Danaus’tan bahseden neredeyse tüm antik yazarların, onun Mısır’dan Argos’a gittiğini ve Argos bölgesinin sakinlerine adını verdiğini söyledikleri kesindir. Rodos Adası’nda, Danaos’un seyahatine dair bazı işaretler gösterilmiştir. Orada, Lindos konumu üzerinde, kızlarının Athena adına bir tapınak inşa ettikleri ve bir heykel diktikleri rivayet edilir. Onun Argos toprağına ayak bastığı yer, Pausanias’ın devrinde dahi hâlâ işaret olarak gösterilmekteydi. Danaos’un Argos krallığının kontrolünü nasıl ele geçirdiğine dair anlatılar çeşitlidir. Pausanias, o devirde Argos kralının Gelanor olduğunu; Danaos’un oraya varmasıyla birlikte, bu ikisi arasında egemenlik meselesi üzerine uzunca bir süre tartışma yaşandığını zikreder. Nihayetinde, garip bir işaret Danaos’un lehine yorum edilmiş; bunun üzerine Gelanor, krallığı ona terk ederek çekilmiştir. Ancak Aiskhylos, Ovidius ve Euripides’in şârihi ; Argos kralına Pelasgus ismini verme hususunda hemfikirdirler. Aiskhylos’un Yakarışçılar adlı eserinden anlaşıldığı üzere; Pelasgus, Danaos ve kızlarını Argos’a varışlarında büyük bir misafirperverlikle karşılamıştır. Öyleyse bu versiyona göre, Danaos iktidarını nasıl elde etmiştir? Elimizdeki kısıtlı deliller; kesin bir cevap oluşturacak kadar yeterli değildi. Muhtemelen Argoslular mağlup edilmiş ve Pelasgus da muharebede öldürülmüştür. Bu durumda Aegyptus’un oğulları, Danaidleri ele geçirmiş; lakin rızasız gelinler tarafından öldürülmelerinin akabinde, Danaos tahtı ele geçirmiştir. Ancak bu tür sorular, Danaid efsanesinin yorumlanmasından çok Aiskhylos’un kayıp piyeslerinin yeniden yapılandırılmasıyla ilgili oldukları için, daha fazla tartışmaya gerek kalmaksızın bir kenara bırakılabilir.
Danaos’un Mısır’dan geldiğine dair bu efsane halk nezdinde kabul gördükten sonra; tarihçiler, Danaos hikâyesi ile Mısır tarihinin çeşitli şahsiyetleri arasında benzerlikler fark ettikçe, anlatıya türlü detaylar eklemişlerdir. Herodotus; bizzat orada görüştüğü vatandaşların ifadesine dayanarak; Danaos ve Lynceus’un aslen Chemmis (Ahmim) şehri yerlisinden olduklarını anlatır. Diodorus; Ammon Tapınağı’nın kurucusu olma şerefini Danaos’a verir ve dahası, onun Yahudileri Mısır’dan çıkaran liderlerden biri olduğunu zikreder. Iosephus (Josephus) tarafından alıntılanan Manetho; Aegyptus ve Danaos’u, bir Mısır hanedanına mensup olan ve birbirleriyle çatışma halindeki iki kardeşle -Sethosis ve Armais- bir tutmaktadır.
Danaos’un bu göç meselesinin tamamı; Schwarz tarafından, yazarın efsaneye dair o eski ‘nehir ve pınar’ yorumunu reddetmesi dışında, pek takdir edilecek bir tarafı bulunmayan makalede ele alınmıştır. Schwarz), bu hikâyede; erken devirlerde Argoslular ile Mısırlılar arasında mevcut olan ticari ilişkilerin bir örneğini bulmaktadır. O; Aegyptus’un oğullarının katledilmesi hikâyesinde; sonradan esir aldıkları kadınların eliyle can veren korsanların işlediği bir yağma olayının izlerini bulmaktadır.
Mitlerin bu türden gerçek olaylardan doğabileceğini veya en azından onlardan esinlenmiş olabileceğini kabul etmekle beraber; Danaid miti kadar kendine has özelliklerle öne çıkan bir anlatıyı, bu şekilde açıklamanın imkânından şüphe duymaktayım. Lakin, hiçbir taraftar bulamamış gibi görünen bir teoriyi çürütmekle vakit kaybetmeden şunu söyleyebilirim ki, Schwarz’ın en büyük hatası, bu efsane üzerine yazan diğer yazarların çoğunun da paylaştığı bir hatadır; yani, Danaus hakkında anlatılan hikâyelere ve elli bakireyle ilgili hikâyelere tek ve aynı eleştiri ve yorum standartlarını uygulamasıdır.
Bu metodun uygunluğu kesin bir dille reddedilmelidir. aslında/hakikatte); Aegyptus’un oğullarının öldürülmesi olayının açıklaması; Danaos’a hiçbir göndermede bulunulmaksızın aranmalıdır. “Bu katliamın hikâyesi; bir halk masalıdır , yani bir Märchen‘dir. Öte yandan Danaos; sahte-tarihî bir kişidir. Kızlarının o kanlı eylemine suç ortaklığı hariç; onun hiçbir münferit hareketi, hakikaten mitolojik veya masalsı (märchenhaft) bir nitelik taşımaz. Bununla birlikte; bu hikâyenin en kadim şeklinde, gerek elli kızın gerekse babalarının, galibi büyük olasılıkla isimsiz oldukları haklı olarak belirtilmiştir. Tıpkı Attika efsanelerinde Kekrops’tan bağımsız birer varlığa sahip olan Pandrosos, Agraulos ve Herse adlı nemfelerin, sonradan o kahramanın kızları olduklarının iddia edilmesi gibi; bu babayı Danaos ile özdeşleştirip, kızlarına da Danaid ismini vermek; bir Argoslu tarihçinin işi olsa gerektir.
Mitoloji Sitesi Bir mit