Danaid Efsanesi Üzerine Bir İnceleme 6

CAMPBELL BONNER

Bu yazıda Campbell Bonner’ın Danaid Efsanesi üzerine yaptığı çalışmayı inceleyeceğiz. Bu metinde bütün bir makaleyi tek yazıya yazmak uzun ve yorucu gözükeceği için bölüm bölüm yayınlanması daha bize daha mantıklı gelmiştir bölüm bölüm olma nedeni budur. Parçanın aslında bu durum yoktur.

Bu çalışmayı oluşturan Danaos incelemesinin yazarı Campbell Bonner (1876–1954), 20. yüzyıl Amerikan klasik filoloji geleneğinin saygın isimlerindendir. Lisans eğitimini Vanderbilt Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra, doktora derecesini 1900 yılında Harvard Üniversitesi’nden almıştır. Akademik kariyerinin neredeyse tamamını Michigan Üniversitesi Klasik Çalışmalar Bölümü’nde geçirmiş ve uzun yıllar bu bölüme başkanlık etmiştir.

VI

Danaidlerin o meşhur bitmek bilmeyen su çekme cezasının; başka sebeplerle Danaid hikâyesiyle karşılaştırdığım o ‘Parmak Çocuk’ (Hop o’ my Thumb) masallarının ikisinde de yer alması; garip bir tesadüftür —ki buna şimdilik daha fazlası demeye cüret etmiyorum. İzlanda versiyonunda; cadı, gençlerin kaçmasına yardım eden tutsak kızı, üzerine bir büyü yaparak ve onu sürekli bir kuyudan su çekip bir diğerine boşaltmaya mahkûm ederek cezalandırır. Avarlar arasında yaygın olan versiyonda; erkek kardeşlerin en küçüğü, gaddarlığı kadar ahmak da olan cadının o hain planını; onu nehirden elekle su getirmeye göndererek geciktirir. Aigyptos’un katledilen oğullarının başlarının veya bedenlerinin, Lerna’nın o bataklık bölgesine gömüldüğü hikâyesi; yukarıda gördüğümüz üzere, Preller’in bizim bu mitimize getirdiği izah için önemli bir delil olarak ileri sürülmüştü. Söz konusu olayın; o teori lehine, ya hiçbir doğrulayıcı değeri olmadığını ya da çok az olduğunu yukarıda göstermiş bulunmaktayım. Muhtemelen olay; bizzat esas Danaid mitinden —ki bununla tartıştığımız o ilkel halk masalını kastediyorum— biraz daha sonraki bir gelişmenin mahsulü olan sebep bulucu bir mittir; ve Lerna’da yapılan bazı kadim ve müphem dini törenleri açıklamak amacıyla uydurulmuştur.

Plutarkhos (De Iside et Osiride, 35), Argoslular arasında uygulanan tuhaf bir Dionysos ayini hakkında şu açıklamayı yapar:

  • ᾿Αργείοις δὲ βουγενὴς Διόνυσος ἐπίκλην ἐστίν ” ἀνακαλοῦνται δ᾽ αὐτὸν ὑπὸ σαλπίγγων ἐξ ὕδατος, ἐμβάλλοντες εἰς τὴν ἄβυσσον ἄρνα τῷ Πυλαόχῳ: τὰς δὲ σάλπιγγας ἐν θύρσοις ἀποκρύπτουσιν κτλ
  • Argoslular arasında Dionysos’un lakabı ‘Boğa-soylu’ (Bougenēs) şeklindedir; O’nu (Tanrı’yı), o ‘dipsiz derinliğe’ [Lerna Bataklığı’na] ‘Kapı-Bekçisi’ için bir kuzu kurban ederek, borular eşliğinde suyun içerisinden yukarıya davet ederler; bu boruları ise asaların içine gizlerler, v.s.”

Burada bahsedilen ἄβυσσος (dipsiz), Lernaean bölgesindeki dipsiz Alcyonmian Gölüdür; ki bu husus, hem Pindaros yorumcusunun [Ol. 7, 60] Lerna’da dipsiz bir pınar olduğunu söyleyen pasajıyla, hem de Pausanias’ın [2, 37, 5-6] sunduğu daha ayrıntılı anlatımla ispatlanmıştır. Aşağıdaki alıntıdan bir bölümü aktarıyorum:

  • εἶδον δὲ καὶ πηγὴν ᾿Αμφιαράου καλουμένην καὶ τὴν ᾿Αλκυονίαν λίμνην, δi ἧς φασιν ᾿Αργεῖοι Διόνυσον ἐς τὸν “Aiδὲv ἐλθεῖν Σεμέλην ἀνάξοντα, τὴν δὲ ταύτῃ κάθοδον δεῖξαί οἱ Πόλυμνον. τῇ δὲ ᾿Αλκνονίᾳ πέρας τοῦ βάθους οὐκ ἔστιν, οὐδέ τινα οἶδα ἄνθρωπον ἐς τὸ τέρμα αὐτῆς οὐδεμιᾷ μηχανῇ καθίκεσθαι δυνηθέντα . . . τὰ δὲ ἐς αὐτὴν Διονύσῳ δρώμενα ἐν νυκτὶ κατὰ ἔτος ἕκαστον οὐχ ὅσιον ἐς ἅπαντας ἦν μοι γράψαι.
  • Amphiaraos Pınarı denilen kaynağı ve ayrıca Alkyon Gölü’nü de gördüm; Argosluların anlattığına göre Dionysos, [annesi] Semele’yi geri getirmek (yukarı çıkarmak) için Hades’e buradan inmiştir; oradaki o yeraltı iniş yolunu ise kendisine Polymnos göstermiştir. Alkyon Gölü’nün ise derinliğinin bir sınırı yoktur; hiçbir insanın, ne türlü bir düzenekle olursa olsun, onun dibine kadar ulaşabildiğini de görmüş değilim. . . Orada (bu gölde), her yıl geceleyin Dionysos onuruna yapılan törenlere gelince; bunları alenen yazmak benim için kutsallığa aykırıdır.

Söz konusu ayinin mistik karakteri, bu tasvirlerden açıkça anlaşılmaktadır. Lerna gizemlerinin, Eleusis gizemlerinin bir kolu olduğu düşünülmektedir; şayet durum böyleyse, Lerna gizemleriyle bağlantılı görünen bu ayinlerin kökenindeki o kadimlik, şüpheye açık hale gelecektir. Fakat, Lerna gizemlerinin; orada yapılan ancak pek anlaşılamamış bazı ibadet fiilleri sebebiyle halihazırda kutsal sayılan bir yer üzerine kurulmuş olması muhtemeldir; nitekim, Plutarkhos tarafından tasvir edilen o törenin bizzat kendi biçimi, çok eski ve ilkel bir döneme işaret etmektedir; bu yüzden, sırf törenin daha geç tarihli bir kült ile [Dionysos kültüyle] ilişkilendirilmiş olması sebebiyle, töreni basit bir ‘yenilik’ [uydurma] olarak görmemize gerek yoktur. Bu tören her ne kadar garip olsa da, ilkel dinler üzerine yapılan son dönem araştırmaları, bu husus üzerine bir nebze ışık tutmaktadır. Açıktır ki; o dipsiz göle atılan kuzu; yeryüzündeki bitki örtüsünün içinde yaşayan o ruhun temsilcisidir; ki bu ruh, bir süreliğine yerin derinliklerine inmekte ve vakti geldiğinde tekrardan yukarı dönmektedir. Daha geç tarihli bir teistik anlayış; bitki ruhunu, insan biçimli (antropomorfik) bir tanrıya, yani Dionysos’a dönüştürmüştür; böylece kuzu da, tanrının gittiği yer olan yeraltı dünyasının Kapı-Bekçisi’ne sunulan bir adak haline gelmiştir. Tüm bu fikir; Thesmophoria bayramında gözlemlenen tuhaf bir gelenekle oldukça yakın bir benzeşim göstermektedir. Domuzlar; μέγαρα (megara) adı verilen belirli mağaraların veya yeraltı odalarının içine atılır ve orada ölmeye bırakılırdı. Bir müddet sonra, çukurda çürümüş olan etler yukarı çıkarılır, parçalara ayrılır ve iyi bir mahsulün temin edileceği inancıyla tohumluk tahıllarla karıştırılırdı. Bu ayinin tabiatı ve bilhassa son cümlede anlatılan o tiksindirici detay; göstermektedir ki, bu vakada da kurbanlar, bir bitki örtüsü ruhunu—yani sonradan ‘Persephone’ ismiyle bir tanrı mertebesine yükseltilen o ‘tahıl iblisini’— temsil etmektedir. Antik törenin asıl manası unutulunca, bu tuhaf adeti açıklamak için açıklayıcı bir mit ortaya çıkmıştır. Bu yüzden, daha sonraki efsaneye göre, yeraltı odalarına (megara) domuzların atılması, domuz çobanı Eubuleus’un anısına gerçekleştirilirdi.

Alkyon Gölü’ndeki bu tuhaf törenin, bilhassa alışılmadık biçimi dikkate alındığında gayet doğal bir şekilde köken açıklayıcı (etiyolojik) efsanelerin doğuşuna zemin hazırladığı anlaşılmaktadır. Böylece İlyada Şerhi’nde 14, 319’da şunu okuruz

  • τινὲς δέ φασι πλείονα Ἡρακλέους αὐτὸν (i.e. Περσέα] εἰργασμένον οὐ τυχεῖν δόξης, ὅτι Διόνυσον ἀνεῖλεν εἰς τὴν Λερναίαν ἐμβαλὼν λίμνην.
  • Bazıları ise [Perseus’un], Herakles’ten daha büyük işler başarmasına rağmen şöhrete kavuşamadığını; zira Dionysos’u katledip Lerna Gölü’ne attığını söylemektedirler.

Bu hikayenin Lernaean gizemleriyle olan ilişkisi Lobeck tarafından fark edilmiştir. Dionysos’un Perseus tarafından katledildiğini anlatan yazarların çoğunun, tanrının bedeninin Delphi’ye gömüldüğünü söylemesi; bu durumu daha da dikkate değer kılmaktadır. Dolayısıyla, kanaatimce bu hikâye, o dipsiz göle kuzunun fırlatılmasını açıklamak amacıyla uydurulmuştur; mit uydurucuların yaratıcılığının tek bir neden açıklayıcı hikâyeyle yetinmesi pek beklenemeyeceği için, bence yine aynı törenden —ister kurban, ister kefaret, isterse büyü amaçlı olsun— doğmuş olabilecek bir başka hikâyeye daha sahip olmamız şaşırtıcı değildir; bu da Aegyptus’un oğullarının başlarının Lerna’nın bataklık bölgesine gömüldüğü hikâyesidir. Yukarıdaki paragrafta ifade edilen görüş, Gruppe’nin Griechische Mythologie (Yunan Mitolojisi) adlı eserinin birinci kısmının 180. sayfasında da benzer bir yaklaşımın yer aldığına dikkatim çekildiğinde, çoktan şekillenmiş durumdaydı. Yazar konuyu oldukça kısa bir şekilde ele almaktadır ve hikâyeye dair sunduğu açıklamanın tam olarak neye işaret ettiği pek açık değildir. Sorunun kapsamlı bir tartışmasını, henüz incelemediğim eserinin ikinci kısmına saklamış olabilir. Gruppe’nin sözleri şöyledir: ‘Dipsiz Alkyon Gölü, Hades’e açılan üçüncü bir giriş kapısıydı; buraya kefaret kurbanları atılırdı. Etiyolojik efsaneye göre [bu kurbanlar atılırdı]; çünkü Danaos kızları, evlendikleri kuzenlerini, yani Aegyptus’un oğullarını burada öldürüp cesetlerini ya da başlarını buraya gömmüşlerdi. Ve sonra —efsane muhtemelen şöyle tamamlanmalıdır— ceza olarak korkunç bir kuraklık ülkeyi kasıp kavurduğunda, Athena ve Hera tarafından arındırılmış olarak, burada kefaret kurbanı sunulmuştu’.Gruppe, Plutarkhos tarafından tasvir edilen törenden bahsetse de, bu tören ile Danaid mitinin tartışılmakta olan unsuru arasındaki herhangi bir ilişkiyi kavramış görünmemektedir. Aynı şey, Dionysos’un bedeninin Lerna Gölü’ne atıldığı hikâyesi için de geçerlidir; ben bu miti, kuzu töreni ile Danaidlerin eylemi arasındaki önemli bir bağlantı halkası olarak görmekteyim. Gruppe’nin Lerna Gölü’nde gerçekleştirilmesi adet olan belirli arınma törenlerini kastettiği görünmektedir. Bu konuda aşağıdaki alıntılar verilebilir.

Strabon, 8, 6 (syf. 371).

  • δείκνυται δὲ καὶ ᾿Αμυμώνη τις κρήνη κατὰ Δέρνην. ἡ δὲ Λέρνη λίμνη τῆς ᾿Αργείας ἐστὶ καὶ τῆς Μυκηναίας, ἐν ἢ τὴν Ὕδραν ἱστοροῦσι. διὰ δὲ τοὺς γινομένους καθαρμοὺς ἐν αὐτῇ παροιμία τις ἐξέπεσε ““ Λέρνη κακῶν “
  • Lerna yakınlarında Amymone adında bir pınar gösterilmektedir. Lerna ise Argos ve Mykenai topraklarında yer alan bir göldür ve anlatılanlara göre Hydra burada yaşamıştır. Orada gerçekleştirilen arınma törenleri nedeniyle, ‘Lerna kötülükler yuvasıdır’ şeklinde bir atasözü yaygınlaşmıştır.

Zenobius, 4, 86.

  • Λέρνη κακῶν” παροιμία τίς ἐστιν ᾿Αργολικὴ, ἣν ἀποδιοπομπούμενοι ἔλεγον. τὰ γὰρ καθάρματα εἰς τοῦτο τὸ χωρίον ἐνέβαλλον . . .
  • ἀκριβέστερον δ᾽ dv τις τὴν παροιμίαν φαίη ἀπό τινος ἱστορίας διαδεδόσθα. Δαναὸς γὰρ ἱστορεῖται τὰς τῶν Αἰγυπτιαδῶν κεφαλὰς αὐτόθι, καταθεῖναι.᾿
  • Lerna kötülükler yuvasıdır: Bu, Argolis bölgesine ait bir atasözüdür ve kötü şanstan sakınmak isteyenler tarafından söylenirdi. Zira arınma atıklarını bu bölgeye atarlardı . . .
  • Ancak bu atasözünün yaygınlaşmasının, belirli bir tarihi anlatıdan kaynaklandığı daha isabetli bir şekilde söylenebilir. Zira rivayete göre Danaos, Aegyptus’un oğullarının başlarını bizzat oraya gömmüştür.

Plutarkos’un anlattığı tören, özellikle daha sonraki dönemlerde bir arınma (καθαρμός) olarak kabul edilmiş olabilir ve bu bakımdan Gruppe’nin kastettiği kefaret ayinlerinden biri olabilir. Eğer durum buysa, onun önermiş olduğu açıklamaya pek az şey eklemiş bulunmaktayım. Bununla birlikte, benim görüşüme göre; Danaos’un veya Danaidlerin, katledilen adamların başlarını ya da bedenlerini Lerna’ya gömdükleri hikâyesinin bizzat kendisinin, etiyolojik bir mit olduğu gözlemlenmelidir. Gruppe, antik yazarlar tarafından kanıtlanmayan, ancak antik efsanenin bir parçası olduğunu tahmin ettiği bir hikâyeye —Danaidlerin Lerna’da işledikleri suç için kefaret kurbanları sundukları hikâyesine— daha fazla vurgu yapıyor görünmektedir.

Yukarıdaki tartışmanın ışığında; Herodotos’un (2, 171), Danaidlerin Thesmophoria festivalini Mısır’dan getirdikleri ve Pelasg kadınlarına Demeter gizemlerini öğrettikleri, ancak kendi döneminde Thesmophoria’nın Arkadyalılar dışındaki Peloponnesos halkları arasında artık kutlanmadığı yönündeki ifadesine muhtemelen bir miktar önem atfedilebilir. Thesmophoria ayinlerinin benzer nitelikteki Mısır törenlerinden türetilmiş olması meselesi, Herodotos’un bu doğrultudaki diğer tahminlerini nasıl yargılıyorsak öyle değerlendirilmelidir. Fakat Thesmophoria ismi üzerinde ısrar edilmese bile, bu pasaj en azından Danaid efsanelerinin şu ya da bu şekilde Argos’un dini kadim eserleriyle ilişkilendirildiğine işaret edebilir. Şurası kesindir ki; Lerna gizemlerinin icra edildiği bölgenin her yerine, Danaos ve Danaidlere ait pek çok anıt yayılmış durumdaydı.

Benzer Yazılar

  • Prometheus

    Prometheus Kimdir Prometheus, Olimposlulardan önce dünyada yaşayan Titanlardan biriydi. Babası Uranos oğlu İapetos ve annesi Okeanos kızı Klymene’dir. Kendisi önsezinin ve sağduyunun tanrısıdır. Antik Yunan mitolojisinde Prometheus hem tanrılarla hem insanlarla olan ilişkisiyle öne çıkan ilginç bir figürdür. İnsanlar için ateşi çalmasıyla ve devamında çarptırıldığı cezayla bilinmektedir. Prometheus ne demek sorusunun cevabını ismine bakarak görebiliriz….

  • Hera

    Hera, tanrılarla insanların kraliçesi aynı zamanda evlilik ve kadınlar gibi türlü şeyin tanrıçasıdır. Roma mitolojisinde Juno olarak da adlandırılan Hera Olimpos’un kralı Zeus‘un kardeşi ve de eşidir. Yunan mitolojisinde en çok saygı gören ve en çok korkulan tanrıçalardan biri olmakla birlikte anlatılarda kinci tasvir edilir. Hera Kimdir Titan Kronos ve Rheia’nın altı çocuğundan biri olan…

  • Danaid Efsanesi Üzerine Bir İnceleme 3

    CAMPBELL BONNER Bu yazıda Campbell Bonner’ın Danaid Efsanesi üzerine yaptığı çalışmayı inceleyeceğiz. Bu metinde bütün bir makaleyi tek yazıya yazmak uzun ve yorucu gözükeceği için bölüm bölüm yayınlanması daha bize daha mantıklı gelmiştir bölüm bölüm olma nedeni budur. Parçanın aslında bu durum yoktur. Bu çalışmayı oluşturan Danaos incelemesinin yazarı Campbell Bonner (1876–1954), 20. yüzyıl Amerikan…

  • Kikloplar Nasıl Doğdu?

    Mitoloji insanların açıklayamadığı, anlamlandıramadığı doğaüstü gördükleri olayları veya bilmedikleri, görmedikleri yerleri efsaneleştirerek anlamlandırma çabasıyla oluşur. Bu makalede Kiklopların da bu şekilde bir anlamlandırma çabasıyla yanlış yorumlanan bir olay mı yoksa gerçekten varolmuş insan yiyen tek gözlü devler mi olduklarına bakacağız. Bunlara bakarken öncelikle Kikloplar hakkındaki genel yargılara devamında Yunan mitolojisindeki yerlerine en sonda ise nasıl…

  • Hades

    Hades, Yunan mitolojisinde ölülerin ve yeraltının tanrısıdır. Olimpos Tanrıları’nın en gizemlisi ve belki de en çok yanlış anlaşılanıdır. Kronos ve Rheia’nın çocuklarından biri olan Hades, Zeus ve Poseidon‘un da kardeşidir. Hades çoğunlukla ölümle ilişkilendirilse de kendisinin asıl rolü yeraltı dünyasının düzenini sağlayıp insanların ölümden sonraki hayatta adil bir şekilde yönetilmesini sağlamaktır. Bu yönüyle Hades “ölüm…